Es-Semî ne anlama gelir ?

Sarp

New member
Es-Semî Ne Demektir? Allah’ın Her Şeyi İşitmesi İnancı Üzerine Derinlemesine Bir Değerlendirme

Es-Semî ismini ilk düşündüğümde aklıma yalnızca dua eden insanların sesini duyan bir Allah anlayışı gelmiyor. Daha çok, insanın kimseye anlatamadığı sıkıntıları, söylemek isteyip de sustuğu sözleri ve bazen kendi içinde bile anlamlandıramadığı duyguları düşünmeye başlıyorum. Günlük hayatın telaşında insanlar birbirlerini çoğu zaman gerçekten dinlemiyor. Birisi derdini anlatırken karşısındaki cevap hazırlıyor, bir başkası ise söylenenleri duyduğu hâlde anlamaya çalışmıyor. Böyle zamanlarda işitmek ile dinlemek arasındaki fark daha belirgin hâle geliyor.

Burada kişisel bir gözlem olarak şunu söyleyebilirim: İnsanların birbirini dinlemediği bir ortamda, her şeyi işiten bir Allah inancı, kişiye yalnız olmadığı duygusunu verebilir. Ancak bu düşüncenin yalnızca teselli sağlayan bir inanç olarak mı anlaşılması gerektiği, yoksa insanın davranışlarını ve başkalarıyla ilişkilerini değiştiren ahlaki bir sorumluluk mu taşıdığı da üzerinde durulması gereken bir konudur. Bana göre Es-Semî ismini anlamak, yalnızca dinî bir kavramı öğrenmekten ibaret değildir; aynı zamanda işitmek, anlaşılmak, sorumluluk almak ve insanın kendi sözleriyle yüzleşmesi üzerine düşünmeyi gerektirir.

1. Es-Semî Ne Anlama Gelir?

Es-Semî (السَّمِيع), İslam inancında Allah’ın güzel isimlerinden biridir ve temel anlamıyla “her şeyi işiten” demektir. Arapçadaki “semi‘a” fiili işitmek anlamına gelir. Es-Semî ismi, Allah’ın işitmesinin insanların işitmesi gibi sınırlı olmadığını ifade eder. İnsanlar belirli sesleri duyar, bazı sesleri kaçırır, dikkatleri dağıldığında söylenenleri anlamayabilir. İslam düşüncesinde ise Allah’ın işitmesi herhangi bir organa, fiziksel koşula veya insanın dikkat kapasitesine bağlı değildir.

Bu ismin anlamı, Kur’an’da farklı bağlamlarda karşımıza çıkar. Örneğin Bakara suresinin 127. ayetinde İbrahim ve İsmail peygamberlerin Kâbe’nin temellerini yükseltirken yaptıkları duanın sonunda Allah’ın “es-Semî‘” ve “el-Alîm”, yani işiten ve bilen olduğu belirtilir. Bakara suresinin 256. ayetinde de Allah’ın her şeyi işiten ve bilen olduğu ifade edilir. Bu örnekler, Es-Semî isminin yalnızca sesleri algılamakla sınırlı bir anlam taşımadığını, dua, niyet ve bilgi temalarıyla birlikte ele alındığını gösterir.

Burada önemli bir ayrım var: Bir insanın sesini işitmek, onun söylediği her şeyi doğru anlamak demek değildir. İnsanlar aynı cümleyi farklı biçimlerde yorumlayabilir. İslam inancında Allah’ın işitmesi ise bilgi ve ilim sıfatından bağımsız düşünülmez. Dolayısıyla Es-Semî ismini yalnızca seslerin duyulması şeklinde anlamak, kavramın dinî çerçevesini eksik bırakabilir.

Bu noktada şu soruyu sormak anlamlıdır: Allah’ın her şeyi işittiğine inanmak, insanın yalnızca dualarını mı etkiler, yoksa gündelik konuşmalarını ve başkalarına karşı tutumunu da değiştirmeli midir?

2. Kur’an’da Es-Semî İsminin Kullanımı ve Anlam Katmanları

Es-Semî isminin anlamını daha iyi kavrayabilmek için Kur’an’daki kullanımına bakmak gerekir. Bu konuda Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’nde yer alan Bekir Topaloğlu imzalı “Semî‘” maddesi, güvenilir başvuru kaynaklarından biridir. Maddede kelimenin sözlük anlamının işitmek ve duymak olduğu, Allah’a nispet edildiğinde ise işitilmeye konu olan her şeyi kapsadığı açıklanır. Ayrıca bu işitmenin bir organa veya araca bağlı olmadığı belirtilir. Kaynak: https://islamansiklopedisi.org.tr/semi--esma-i-husna

Kur’an’da Es-Semî isminin sıklıkla El-Alîm (her şeyi bilen) ve El-Basîr (her şeyi gören) isimleriyle birlikte kullanılması da dikkat çekicidir. Bu birliktelik, Allah’ın işitmesinin İslam düşüncesinde bilgi ve görme sıfatlarından kopuk değerlendirilmediğini gösterir.

Bakara suresinin 127. ayeti buna güzel bir örnektir. Hz. İbrahim ve Hz. İsmail, Kâbe’nin temellerini yükseltirken Allah’a yaptıkları duada emeklerinin kabul edilmesini ister ve O’nun işiten ve bilen olduğunu ifade ederler. Burada dua, yapılan bir iş ve o işin kabul edilmesi isteği birlikte yer alır.

Bu örnek üzerinden düşündüğümüzde Es-Semî ismi, yalnızca sıkıntı anında Allah’a seslenmekle ilgili değildir. İnsan bir iyilik yaparken, sorumluluk üstlenirken veya başkalarının görmediği bir çabayı gösterirken de bu isim üzerinde düşünebilir. Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Ayetin doğrudan söylediği şey, peygamberlerin dualarında Allah’ın işiten ve bilen oluşuna vurgu yapmalarıdır. Buradan çıkarılabilecek ahlaki sonuçlar ise ayetin kendisiyle birebir aynı şey değildir; bunlar metin üzerine yapılan yorumlardır.

Bence dinî kavramları değerlendirirken bu ayrımı korumak gerekir. Bir ayetin açık anlamını belirtmek başka, o anlamdan günümüz insanına yönelik sonuçlar çıkarmak başkadır. İkisi de anlamlı olabilir ancak yorumlarımızı doğrudan vahyin ifadesiymiş gibi sunmamak, dinî konularda güvenilirliği artırır.

3. Es-Semî İsmi İnsanlara Nasıl Bir Sorumluluk Yükler?

Allah’ın her şeyi işittiğine inanmanın insan hayatına yansıması üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bu inanç, insanın yalnızca ibadet sırasında değil, günlük yaşamında da kullandığı kelimeleri gözden geçirmesine yardımcı olabilir.

Örneğin bir insanın arkasından konuşurken onun bunu duymadığını düşünmek, söylenen sözlerin ahlaki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bir iş yerinde çalışan bir kişinin emeğini küçümsemek, bir aile üyesinin duygularını hafife almak veya güçsüz durumda bulunan birine hakaret etmek de aynı şekilde değerlendirilmelidir.

Es-Semî ismini önemseyen biri şu soruyu kendisine sorabilir: Başkalarının duymadığını düşündüğüm zamanlarda da sözlerimin sorumluluğunu taşıyor muyum?

Bu sorunun dinî olduğu kadar toplumsal bir yönü de vardır. İnsanların davranışlarını yalnızca başkaları tarafından görülme ihtimaline göre düzenlemesi, ahlaki tutarlılık açısından sorunludur. Bir kişi yalnızca cezalandırılmaktan korktuğu için doğru davranıyorsa, dış denetim ortadan kalktığında aynı tutumu sürdürüp sürdürmeyeceği belirsiz kalabilir.

Elbette burada bütün dindar insanların aynı şekilde davrandığını veya dinî inancı olmayan kişilerin ahlaki davranamayacağını söylemek doğru değildir. İnsanların vicdanları, yetiştikleri ortamlar, kişisel deneyimleri ve ahlaki düşünme biçimleri farklıdır. Es-Semî inancı, Müslüman bir insan için davranışlarını değerlendirmede önemli bir dayanak olabilir; fakat tek başına bir insanın bütün davranışlarını açıklayan bilimsel bir ölçüt değildir.

Bana göre bu ismin günlük yaşamdaki en anlamlı karşılıklarından biri, insanın kimsenin duymadığını düşündüğü sözleri bile sorgulayabilmesidir. Çünkü bir başkasının yokluğunda onun hakkında konuşmak ile onun yüzüne karşı saygılı davranmak arasında ahlaki bir tutarlılık bulunmalıdır.

4. Dua, Sessizlik ve Anlaşılma İhtiyacı

İnsanların dua etme nedenleri birbirinden farklıdır. Bazıları şükretmek, bazıları bağışlanma dilemek, bazıları da yaşadıkları sıkıntıları dile getirmek için dua eder. Kimi insanlar duygularını başkalarına anlatmakta zorlanırken dua etmeyi daha rahatlatıcı bulabilir.

Es-Semî ismi bu açıdan, kişinin söyleyebildiği veya söylemekte zorlandığı şeylerin Allah tarafından işitildiğine ilişkin dinî bir anlam taşır. Özellikle yalnızlık, kayıp, hayal kırıklığı ve çaresizlik gibi dönemlerde bu düşünce inanan bir insan için teselli kaynağı olabilir.

Ancak konuyu değerlendirirken iki farklı iddiayı birbirinden ayırmak gerekir. Birincisi, İslam inancına göre Allah’ın duaları işitmesidir. Bu, teolojik bir inançtır. İkincisi ise dua etmenin insanın psikolojik durumu üzerindeki etkisidir. Bu ikinci konu bilimsel araştırmalarla incelenebilir; fakat elde edilen bulgular, Allah’ın varlığı veya duaların ilahi düzeyde işitilmesi hakkında tek başına bilimsel kanıt oluşturmaz.

Dua eden bazı insanların rahatlama hissetmesi, onların yaşadığı deneyimin gerçekliğini ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte herkesin aynı sonucu yaşayacağını söylemek de doğru olmaz. Bir insan dua ederek huzur bulabilirken başka biri yaşadığı sorunlar nedeniyle kaygısını sürdürmeye devam edebilir. İnanç deneyimleri kişiden kişiye değişebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken bir başka nokta da duanın bütün sorunları kendiliğinden çözeceği düşüncesidir. Örneğin ciddi bir aile içi anlaşmazlık yaşayan kişinin dua etmesi onun için anlamlı olabilir. Ancak sorun iletişim eksikliğinden, ekonomik baskılardan veya zarar verici davranışlardan kaynaklanıyorsa somut çözüm adımları da gerekebilir.

Es-Semî inancını, yardım aramaktan vazgeçmek için değil, kişinin kendisini ifade etmesine güç veren bir anlam kaynağı olarak değerlendirmek daha dengeli bir yaklaşım olabilir. Gerektiğinde güvenilir insanlarla konuşmak, uzman desteği almak ve mevcut sorunları çözmek için adım atmak inançla zorunlu olarak çelişmez.

5. Erkeklerin Stratejik, Kadınların İlişkisel Yaklaşımı Meselesi

Es-Semî ismini insan ilişkileri üzerinden tartışırken erkeklerin ve kadınların iletişim biçimleri konusu da gündeme gelebilir. Toplumsal gözlemlerde erkeklerin sorunları çözmeye, kadınların ise duyguları paylaşmaya ve ilişkileri korumaya daha fazla yöneldiği sıkça ileri sürülür. Ancak bu ifadeleri değişmez gerçekler olarak kabul etmek doğru değildir.

Bazı erkekler bir sorunla karşılaştıklarında hızlıca çözüm üretmeye çalışabilir. Örneğin aile içinde bir anlaşmazlık yaşandığında hemen bir plan oluşturmak, sorunun kaynağını belirlemek ve uygulanabilir bir yol bulmak isteyebilirler. Bazı kadınlar ise önce karşılarındaki kişinin ne hissettiğini anlamaya, duygularını ifade etmesine fırsat vermeye ve ilişkideki kırgınlığı gidermeye öncelik verebilir.
 
Üst