Sakarya Meydan Muharebesi taarruz mu savunma mı ?

Ceren

New member
Sakarya Meydan Muharebesi: Taarruz mu Savunma mı? Sosyal Faktörler ve Toplumsal Cinsiyetin Rolü Üzerine Bir Değerlendirme

Sakarya Meydan Muharebesi, Türk Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktalarından biri olarak, sadece askeri bir zafer olmanın ötesinde, toplumsal yapıları, sınıf, cinsiyet ve ırk gibi sosyal faktörlerin savaşın seyrini nasıl etkileyebileceğine dair derinlemesine bir inceleme gerektiriyor. Bu yazı, o dönemin toplumsal normlarına, cinsiyet rollerine ve sınıfsal dinamiklerine odaklanarak, hem erkeklerin hem de kadınların savaşla olan ilişkisini empatik bir bakış açısıyla tartışmayı amaçlamaktadır.

Toplumsal Cinsiyet ve Savaşın İki Yüzü

Savaşlar, genellikle erkekliğin zirveye çıktığı, erkeklerin kahramanlıklarını ve cesaretlerini gösterdikleri alanlar olarak görülür. Sakarya Meydan Muharebesi de bu bağlamda erkeklik ideolojisini besleyen bir ortam sunar. Türk ordusunun başında yer alan Mustafa Kemal Atatürk ve diğer subaylar, erkek kahramanlık ve liderlik anlayışının somutlaşmış örnekleriydi. Ancak bu zaferin sadece erkeklerin özverisiyle kazanıldığını düşünmek, bir yanılgıdır.

Kadınlar, savaşın dışında kalmış değildi. Erken Cumhuriyet dönemi, kadınların toplumsal rollerinin hızla değişmeye başladığı bir dönemde gerçekleşmiştir. Kadınların, savaş boyunca doğrudan cepheye gitmemiş olmaları, onların savaşın dışında tutulduğu anlamına gelmez. Kadınlar, vatan savunmasına, cephe gerisinde kurdukları çeşitli örgütlerle, askeri malzeme üretimiyle, sağlık hizmetleriyle katkıda bulunmuşlardır. Ancak bu katkılar, çoğunlukla göz ardı edilmiş ve toplumsal cinsiyet normları, kadınların sadece ev içindeki ve bakım işlevlerindeki rollerini pekiştirmiştir.

Kadınların savaşın sosyo-politik yapısındaki etkileri, büyük ölçüde erkeklerin savaşını “destanlaştırma” çabası tarafından silinmiştir. Oysa kadınların, ev işlerinden eğitime kadar her alanda daha aktif bir şekilde yer aldıkları, savaş sonrası dönemde, toplumsal yapının yeniden şekillenmesinde önemli roller üstlendikleri aşikardır. Kadınların bu “görünmeyen” katkıları, Sakarya Meydan Muharebesi'nin taarruz mu yoksa savunma mı olduğu sorusuna dair farklı bir perspektif sunmaktadır.

Irk ve Sınıf: Farklı Deneyimler, Farklı Zorluklar

Sakarya Meydan Muharebesi’ni anlamaya çalışırken, sadece cinsiyet faktörüne odaklanmak yetersiz kalacaktır. Toplumun farklı kesimlerinden gelen insanların savaş deneyimleri de farklıydı. Özellikle köylü sınıfı ve şehirliler arasındaki farklar, savaşın sadece askerler için değil, tüm toplumu etkileyen bir olgu olduğunu gösterir.

Savaşın, köylü sınıfının üzerinde yarattığı etkiler daha yıkıcıdır. Köylülerin, savaşın daha doğrudan etkilediği ve toplumdan dışlanan kesimler olmaları, onları hem savaşın hem de sosyal ve ekonomik krizlerin daha derinlemesine etkileyen bir konumda bırakmıştır. Sakarya Meydan Muharebesi sırasında köylüler, genellikle orduya asker temin eden, ancak aynı zamanda kendi topraklarında yoksulluk içinde yaşayan kişilerdir. Onların savaşa katılımlarının motivasyonu, yalnızca vatan savunmasıyla sınırlı değildir; aynı zamanda sınıf mücadelesinin de bir parçasıdır.

Irk, dönemin sosyal yapısındaki başka bir önemli dinamiği oluşturur. Savaş sırasında, halk arasında milliyetçilik, ulusal kimlik ve aidiyet duyguları çok belirgin hale gelirken, etnik ve kültürel çeşitlilik, bazen yerini dışlama ve ötekileştirmeye bırakmıştır. Sakarya Meydan Muharebesi’nin siyasi bağlamı, sadece Türkler ve Yunanlar arasındaki bir mücadele değil, aynı zamanda Türk milletinin homojen bir yapıya kavuşma çabasıydı. Bu bağlamda, Türk olmayanlar ve özellikle Kürtler gibi etnik gruplar, toplumsal normlar ve milliyetçilik ideolojisinin baskılarını hissetmişlerdir.

Empatik Bir Bakış Açısı: Kadınlar ve Erkeklerin Savaş Algısı

Kadınlar, savaş sırasında çoğunlukla evde, toplumda ve cephe gerisinde mücadele ederken, erkeklerin savaştaki varlıkları doğrudan "asker" kimliğiyle bağlantılıydı. Ancak kadınlar, savaşın ardındaki toplumsal yapıları daha derinden hissederek, genellikle “görünmeyen kahramanlar” oldular. Kadınların savaşın getirdiği toplumsal değişim karşısında nasıl bir tutum sergilediklerini anlamak için, dönemin sosyal yapısını derinlemesine incelemek gerekir.

Öte yandan erkekler, savaşı toplumsal normlar çerçevesinde bir çözüm, bir kahramanlık gösterisi olarak görme eğilimindeydiler. Türk ordusunun zaferi, erkeklerin ulusal kimlik ve toplum içindeki erkeklik değerlerini pekiştirmesine olanak tanımıştır. Ancak bu çözüm odaklı yaklaşımın, toplumsal yapıların ve eşitsizliklerin daha derinlemesine sorgulanmasını engellediği de bir gerçektir. Sakarya Meydan Muharebesi'nin erkek kahramanlık mitini beslemesi, kadınların ve farklı toplumsal grupların savaşta oynadıkları rolleri ikinci plana atmıştır.

Tartışmaya Açık Sorular:

- Sakarya Meydan Muharebesi’nin galip gelmesinin arkasındaki toplumsal yapıları nasıl değerlendirebiliriz? Savaşın zaferi, sadece erkeklerin ve askerlerin başarısı mıydı, yoksa tüm toplumu kapsayan bir çaba mıydı?

- Kadınların savaş sırasındaki rolü ve katkıları neden genellikle göz ardı edilmiştir? Bu durum, toplumsal cinsiyetin etkilerini nasıl yansıtır?

- Irk, sınıf ve cinsiyetin, savaşın sosyal etkileri üzerindeki rolünü nasıl anlamalıyız? Türk Kurtuluş Savaşı'nın zaferi, yalnızca Türklerin başarısı olarak mı görülmeli, yoksa çok etnikli bir toplumun zaferi olarak mı ele alınmalı?

Bu yazı, savaşın toplumsal cinsiyet, sınıf ve ırk gibi faktörlerle nasıl iç içe geçtiğine dair bir başlangıç sunmaktadır. Bu faktörlerin her birini tartışırken, hem erkeklerin hem de kadınların savaşın seyrini ve sonrasındaki toplumsal yapıyı nasıl etkilediğini anlamak, bu olayın sadece askeri bir zaferin ötesinde olduğunu kavramamıza yardımcı olacaktır.
 
Üst