Allah celle celalühü'nün anlamı nedir ?

Sena

New member
[color=]Allah Celle Celalühü’nün Anlamı: Bir Yolculuk Hikâyesi[/color]

Herkese merhaba! Bugün çok özel bir konuda bir hikâye paylaşmak istiyorum. Duygusal bir derinliği olan, aynı zamanda hepimizin ruhunu etkileyebilecek bir konu: "Allah Celle Celalühü'nün anlamı." Bu, her zaman derinlemesine düşünmemiz gereken, ancak bir türlü tam olarak anlatamayacağımız kadar büyüleyici bir kavram. Hadi, hep birlikte bir hikâye aracılığıyla bu anlamı keşfetmeye çalışalım.

[color=]Bir Başlangıç: Yolculuğun Sıcak Anı[/color]

Bir köyde, birbirinden farklı iki insan vardı: Hüseyin ve Elif. Hüseyin, bir erkek olarak, her zaman çözüm odaklı ve pratik düşünürdü. O, hayatını stratejiler ve planlarla yönlendirirdi. Sorunlar ona birer meydan okuma gibi gelir, her birini çözmek için sabırla çalışırdı. Elif ise farklıydı. Her zaman kalbinin sesini dinler, insanlara derin bir empatiyle yaklaşır, onların duygusal dünyalarına adım atardı. Her ne kadar Hüseyin'in stratejileri bir çözüme götürse de, Elif’in içsel anlayışı her zaman ona insan olmanın gerçek derinliğini gösterirdi.

Bir gün, Hüseyin bir sorunun üstesinden gelmek için bir çözüme karar verdi, ama bir türlü içindeki huzursuzluğu bir kenara bırakıp adım atamıyordu. Bir gece, Allah’ın ismiyle ilgili derin bir düşünceye dalmıştı. "Allah Celle Celalühü," diye mırıldandı, ama içindeki anlamı bir türlü tam olarak hissedemedi.

[color=]Bir Sorunun Peşinden: Allah’ın İsmindeki Derinlik[/color]

Hüseyin, sabah bir çay içmeye karar vererek Elif’i çağırdı. Elif, onun ruh halini hemen fark etti. Hüseyin, ismini zikrederken yaşadığı huzursuzluğu, Elif’e paylaştı.

“İçimde bir şeyler eksik gibi hissediyorum,” dedi Hüseyin, “Allah’ın isminin anlamını tam olarak anlayamadığımı düşünüyorum. Hani… o ‘Celle Celalühü’ kısmı var ya, işte tam olarak ne demek olduğunu hissedemiyorum.”

Elif bir an sessiz kaldı. Derin bir nefes aldı ve sonra gülümsedi. “Bunu anlamak sadece bir mantık meselesi değil,” dedi, “Bunu içselleştirmek, hissetmek gerek.”

Hüseyin, Elif’in yaklaşımını tuhaf buldu. "Bunu nasıl hissedebilirim ki?" diye düşündü, ama Elif’in gözlerinde bir anlam vardı, bir huzur vardı. Elif, bunun bir kavrayış meselesi değil, bir kalp meselesi olduğunu düşündü.

[color=]Yolculuğun İçsel Derinliği: Bir Kadın ve Bir Erkeğin Farklı Görüşleri[/color]

Elif, yavaşça Hüseyin’in yanına oturdu ve ona şöyle dedi: “Biliyorsun, Allah Celle Celalühü, ‘Azamet ve Yücelik Sahibi’ demektir. Ama bunu bir anlam olarak değil, bir his olarak anlatmam gerekirse… Her şeyin en büyük, en kudretli, en yüce olandan geldiğini kabul etmek demek. Yani O, her an bizimle olan, bizden önce var olan, bizden sonra da var olacak olan bir varlık. O, her şeyin sahibi, her şeyin üstüdür.”

Hüseyin, biraz duraksadı. Elif’in söylediklerini mantıksal olarak kavrayabiliyordu, ancak bir şey eksikti. O an, Elif’in yumuşak bakışlarını fark etti. “Yücelik ve azamet… evet, bunları biliyorum,” dedi Hüseyin. “Ama bu neyi değiştiriyor ki?”

Elif, biraz daha yaklaşarak, “Hüseyin,” dedi, “bu bilgiyle değil, kalp ile anlaşılır. Her zaman çözüm aradığın gibi, aradığını bulmak için de sadece mantığa değil, ruhuna kulak vermelisin. Allah’ın ismi ne kadar büyük ve güçlüse, O’na inanmak, yalnızca bize huzur verir. Her an bize yakın olduğunu bilmek, korkularımızı, endişelerimizi giderir. Ne olursa olsun, O’nun yüceliği her şeyin üstündedir ve bu, içinde huzuru bulmanı sağlar.”

[color=]Bir Farkındalık: Allah’ın İsmindeki Azamet ve Merhamet[/color]

Bir süre sessiz kaldılar. Hüseyin, Elif’in söylediklerini zihninde tartıyordu. O anda, bir anlam belirmeye başladı. O kadar güçlü bir varlık düşünmek… her şeyin sahibi, her şeye hükmeden… ama aynı zamanda O’nun yüceliğinde bir merhamet, bir şefkat olduğunu hissediyordu. O’na inandıkça, güvende hissediyor, daha güçlü oluyordu.

Hüseyin, Elif’e dönerek, “Sanırım şimdi biraz daha anlamaya başladım,” dedi, “Allah’ın yüceliği sadece kudretini değil, bizim için olan sonsuz merhametini de içeriyor. O, her şeyin üstüdür ama aynı zamanda bize en yakın olandır, değil mi?”

Elif gülümsedi. “Evet, işte bu.”

[color=]Sonuç: Allah Celle Celalühü ve İnsan Ruhunun Dinginliği[/color]

Hüseyin ve Elif, o an, her ikisi de farklı bakış açılarına sahip olmalarına rağmen, Allah’ın isminin derinliğini ve anlamını daha iyi kavrayarak bir yolculuğa çıktılar. Hüseyin, çözüm odaklı bir insan olarak, bilgiye ve mantığa odaklanarak bu anlamı buldu. Elif ise empatik yaklaşımıyla, ruhsal bir derinlikle Allah’ın yüceliğini hissetti.

Bu hikâyede olduğu gibi, belki de Allah’ın ismini tam olarak anlamak, kişisel bir yolculuktur. Belki de bu yolculuk, hem kalp hem de zihinle yapılan bir keşif olmalıdır. Şimdi, siz forumdaşlarım, bu hikâyeyi okuduktan sonra, Allah’ın isminin anlamını nasıl algılıyorsunuz? Bunu bir kavrayış olarak mı yoksa bir his olarak mı daha çok hissediyorsunuz? Yorumlarınızı merakla bekliyorum!
 
Üst